SON DAKİKA

MİZAN VE HESAP

    2011-11-20 / 10:23:22
    0 Yorum

 

Dünya hayatını tamamlayarak, ahiret hayatına başlayan insanlar genel olarak iki guruba ayrılırlar. İman etmiş, İman ile bu dünyadan göçmüş olanlar ve hiç iman etmemiş ya da İmansız olarak bu dünyadan göçmüş olanlar.

İmanı olmayanlar, yani bütün kâfirler, ölünce Cehenneme gider ve orada ebedi olarak kalırlar. İmanlı olanların ise dünya da yapmış oldukları sevapları ile günahları “Mizan” denen hassas bir terazide tartılır, sevap tarafı fazla gelenler Cennete, günah tarafı ağır gelecek olanlar ise (cezasının karşılığını çekmek üzere) Cehenneme gideceklerdir. Şu kadar ki İmanı olan hiç kimse ebedi olarak Cehennemde kalmayacak, cezasını çektikten sonra tekrar Cennete gönderilecektir.

Cennet hayatı sonsuz nimet ve ikramlarla doludur ve ebedidir. Bir kere Cennet’e giren bir daha oradan çıkmaz.

 Yüce Allah (cc), mizan ve hesap ile ilgili olarak;”Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. O zaman hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan her işi, bir hardal tanesi kadar da olsa, adalet terazisine getiririz. Herkesin hesabını görmeye yeteriz” enbiya/47 ayet-i ile bizlere bildirmiştir.

Bir başka ayet-i kerime de ise, bu hesaptan kimsenin beri olmadığı şöylece ifade edilmiştir;”Kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, onlara gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz!” Araf/ 6

Herkesin hesaba çekileceği kesin olduğuna göre, ne ile ve nasıl hesaba çekileceklerdir? Mizan nedir? İnananlar nelerden hesaba çekilirler?

Mizan; kıyamet günü insanların amellerini tartmak için, Yüce Allah (cc) tarafından Haşr meydanına kurulan iki gözlü hassas bir terazi demektir. Kitaplarda geldiği şekliyle;”İki gözlü, yer ve gök bir gözüne sığabilecek kadar büyük. Sevap gözü parlar ve Arşın sağında, Cennet tarafında olacak. Günah tarafı karanlık, Arşın solunda ve Cehennem tarafında olacak. Dünyada yapılmış olan bütün iyilikler parlak tarafına, bütün kötülükler de karanlık tarafa konulacak. Terazinin ağır (fazla) tarafı yukarı kalkacak, hafif (noksan) tarafı ise aşağı inecek. Yani dünyada ki terazilerin tam tersi bir çalışma şekli olacak. Âlimler arasında bu terazilerin sayıları konusunda ihtilaf bulunmaktadır. Bu terazilerin sayılarının birden fazla olduğu ve çeşitli ebatlarda olduğu görüşleri mevcuttur. Doğruyu Allah bilir.

Yüce Allah (cc) mizan denen bu terazileri kullanarak, kullarının dünyada yapmış oldukları bütün söz ve fiillerini sorgular ve ayet-i kerime de belirtildiği gibi “Zerre kadar hayır ve şer işleyen karşılığını görür” zilzal/ 7- 8

Peygamber Efendimiz (sav)’in hadis-i şeriflerinde buyurdukları gibi hesaba çekilen herkes şu dört suale cevap vermedikçe hesaptan kurtulamaz.

1- Ömrünü nasıl geçirdi?

2- İlmi ile nasıl amel etti?

3- Malını nereden, nasıl kazandı, nereye harcadı?

4- Bedenini nerede yordu?  tirmizi

 

Bir başka Hadis-i şerifte Efendimiz (sav);” Kulun Kıyamette ilk hesaba çekileceği ameli namazdır. Eğer o düzgün çıkarsa, diğer amelleri de düzgün olur. Eğer o bozuk çıkarsa diğer amelleri de bozuk olur.” Taberani,  diye buyurmuşlardır.

Yukarıda ki hadis-i şerif bir kez daha göstermektedir ki, namaz müminin en başta gelen ibadetidir. Her hal ve şartta mümin namazını şartlarına uygun olarak eda etmelidir.

Hesap ile ilgili ayrıntıları Efendimiz (sav) in hadis-i şerifleri doğrultusunda açıklamaya gayret edelim;

Hadis-i şerifte buyruldu ki:

“Kulun isteyerek yaptığı her iş için önüne üç defter konur: Niçin yaptın, nasıl yaptın, kim için yaptın?

Birinci niçin in manası, bunu Allah için mi, nefsine veya şeytana uyduğun için mi yaptın? Bundan kurtulursa nasıla sıra gelir.

 Her hakkın bir şartı, edebi ve ilmi vardır. Yaptığını ilme uyarak mı, yoksa cahilliği kolay görerek mi yaptın? Şartlarına uygun yapıp bu sualden de kurtulursa, kim içine sıra gelir.

Bunu ihlâsla, yalnız Allah rızası için yaptıysan mükâfatını görürsün. Başkası için yaptıysan karşılığını ondan iste. Dünya için yaptıysan zaten nasibin yok. Başkası için yaptıysan sıkıntıya ve cezaya maruz kalırsın, denir.” Bunları bilen, kendini hesaba çekmekten gafil olmayacağı gibi, hesaba çekilmekten de Yüce Allah’ın izniyle korkmaz.

Mizan ve hesap haktır. Kur’anı kerim de;”Kıyamet günü kurulacak mizan haktır, gerçektir. Tartıda sevapları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Araf/ 8

“Her insan ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size mutlaka ödenecektir. Cehennem ateşinden uzaklaştırılıp Cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur.” Ali İmran/185

Efendimiz (sav) hesap durumuna göre müminleri sınıflandırmıştır. Hadis-i Şerif te;”Ümmetim üç sınıftır. Bir kısmı sorgusuz sualsiz Cennete girer. Bir kısmı hafif hesaba çekilerek girer. Bir kısmı da günahlardan temizlenerek girer. Taberani

Hesabı çok zor geçenler olacağı gibi, hesabı çok kolay geçenler de olacaktır. Mesela (Sen falanca mısın?) diye sorulacak, sonra bekletmeden Cennete konacaktır. Mesela Hazret-i Osman bunlardan biridir.

Hadis-i şeriflerde buyruldu ki:”Osman’ın şefaati ile hepsi Cehennemlik olan yetmiş bin kişi, sorgusuz sualsiz Cennete girecektir. İbni Asakir

“Allahü teâlâ buyuruyor ki: Kulumla ahdim vardır. Namazlarını vaktinde, eksiksiz kılarsa, ona azap etmem ve onu hesapsız (sorgusuz sualsiz) Cennete koyarım.” Hakim

“Kıyamet günü insanlar hesaba çekilirken, bir münadi üç defa "Allah’tan alacağı olanlar, kalksın ve Cennete girsin" diye seslenir. Bunu duyanlar, "Allah’tan alacaklı olanlar kimler ki?" derler. "İnsanları affedenlerdir" denir. Bunun üzerine binlerce kişi ayağa kalkar, sorgusuz sualsiz Cennete girerler.” Taberani

“Hacca giderken veya gelirken ölenin, bütün günahları affolur. O kimse, hesaba çekilmeden ve azap görmeden Cennete girer.” İsfehani 

“Sabırlı ve ihlâslı olanlar, hesaba çekilmeden Cennete girer.” Taberani
          “Kibri, hıyaneti ve kul borcu olmayan mümin, hesaba çekilmeden Cennete girer.” İ.Hibban

“Din kardeşinin bir işini yapmak için gidenin, her adımında 70 günahı affedilir ve ona 70 sevap verilir. Bu iş bitinceye kadar böyle devam eder. İş yapılınca, bütün günahları affedilir. Bu işi yaparken ölürse, sorgusuz sualsiz Cennete girer.” İ.Ebiddünya

Allah (cc) müminlerin önüne çok kapılar açmıştır. Dünyada kendilerine uyarıcı göndererek yalnız bırakmamış böylece büyük ikramda bulunmuştur. Bu uyarıcıya rağmen hata eden kimseye tövbe kapısını açmıştır. Bir takım sıkıntı ve musibetlere sabreden kimselerin küçük günahlarını affedeceğini bildirmiştir. Yapılan iyiliklerini karşılığını on ile yedi yüz misline kadar katlayarak yazarken, günahların karşılığını bir misli ile yazdırarak büyük ikramda bulunmuştur. Öldükten sonra geride bırakacağımız sadaka-ı cariyeler aracılığıyla amel defterimizi açık tutmuştur. Hala günahımız varsa onu da kabirde vereceği ceza ile bizlerin mahşer meydanına günahsız olarak çıkmamıza imkânlar sağlamıştır.

Bu kadar fırsat ve ikramdan sonra mizan ve hesapta sıkıntı çekecek olursak yazık bizim kulluğumuza.

“Allah’ım sen affedicisin, affetmeyi seversin. Bizleri de affeyle.”

Selam ve dua ile…

 

Boş bırakamazsınız. Bu adres geçersiz.
Boş bırakamazsınız.
Boş bırakamazsınız.
Boş bırakamazsınız. En az 6 karakter En fazla 10 karakter
Boş bırakamazsınız. Şifreler eşleşmiyor.
Boş bırakamazsınız.
Boş bırakamazsınız.
E-Gazete (Milletin Sesi)
E-Gazete (Dava)