ACIMIZ BÜYÜK

Genellikle toplumu ilgilendiren cenaze
haberlerinde kullanılan bir klişe vardır.
Depremler sonrasında veya şehit
haberleri verilirken yahut ünlü bir simanın
ardından konuşuluyorken hep aynı klişe
çıkar karşımıza: Acımız büyük!
Evet, bizim de acımız büyük... Toplum olarak
yıllarca kandırılmaktan, algı yönetimleriyle
farklı mecralara sürüklenmekten, koca bir yüzyılı
kaybetmiş olmaktan dolayı acımız büyük!
Bu ülkede yıllarca
İslam düşmanlığı yapıldı
hem de göstere
göstere... Öyle bir algı
yönetimi ile yapıldı ki
insanlar hem Müslümanız
dediler hem şeriata
düşman oldular.
Şeriat İslam’ın ta
kendisiyken insanlar
“kahrolsun şeriat” sloganlarıyla
sokaklarda
yürüdüler ve kimsenin
gıkı çıkmadı! Müslümanız
diyenlerden bile tek
ses çıkmadı! Kandırıldık, aldatıldık, kendi dinimize,
kendi değerlerimize düşman edildik...
Tencerede ısıtılan kurbağa misali manevi
yönden ölüm adım adım sürüklendik, bittik.
Eski toplumun yerinde yeller esiyor artık. Edep,
haya rafa kalktı... Mahallelerimizde önce büyüklük,
küçüklük kalktı. Sonra küçüklerin büyükleri
adam yerine koymaması geldi. Bunu yozlaşma,
arsızlaşma takip etti ve ortada nurtopu gibi dinsizliğe
ve deizme koşan yeni bir toplum çıkıverdi.
Acımız büyük, hakikaten çok büyük. Teşfikiye
Camii bile kaldıramaz bu acıyı... Cenaze orta
yerde kaldı anlayacağınız. Bu acıyı bir tek Azrail
Aleyhisselam paklar... Gideceğimiz yerde bizi
hiç hoş karşılamayacaklar!
Cennet hayalinizi bir süre erteleyin derim.
Dünün toplumu da cennete talipti. Edepli, haysiyetli,
saygılı ve örtülü o toplum cennete girecekse
bizi almazlar efendiler. Ya bu toplumu
adam etmek için ciddi bir eğitim reformu yapıp
milli değerlerimizi kazıyacağız kafalara ya da
putperestliği garipsemeyen yeni nesille dinsizliğe
koşar adım yolacağız... Seçim bizim!