Ahit ve akit

Ahdetmekle aktetmek elbette
farklı. Birinde vaat vardır birinde
anlaşma. Anlaşma bireyler arasında
olabileceği gibi kurumlar
yada uluslar arasında da olabilir.
Olmalıdır da zaten. Şimdi bizim bir
avrupa birliği hikayemiz var fi tarihine
dayanan. Oldu olacak gibi
uzun bir sürecin sonunda olmadı
olmayacakta. Ancak birliğe dahil
olmasada aramızda bazı anlaşmalar
taahhütler var elbette. Bunlardan
biride istanbul sözleşmesi.
Bizim yuvamızı yıkan ocağımıza
incir diken bir anlasmaydı. Dı diyorum
çünkü artık bu anlaşmanın
bir hükmü yok bizim için. Resmen
çekildik. Bunu siyasi malzeme edip
çekip uzatmanın anlamı yok tabi.
Ancak muhalefetin can simidi gibi
sarıldığı sanki onsuz bir hayat yokmuş
gibi davranması garip. Aslında
garipte değil ama garip gibi
duruyor. İçerdiği birçok maddenin
icerisinde kadına şiddet konusunu
ihtiva eden bendleri iyi okumak
lazım. Lgbt gurubuna yarıyor diye
insan haklarından tutun demokrasiye
varana kadar bir ton naara
atanlara uzaktan bir bakmak lazım.
Kendi içerisindeki kadına edilen
zulme uyuma numarası yapanların
bunu savunmak gibi bir yüzleri olmamalı
aslında. Ancak sırf lgbtye
yarıyor diye çığırtkanlık yapanlara
aynı hak üzerinden daha dumanı
çekilmemiş başörtüsü mağdurlarını
hatırlarsak ne derler acaba. Sabah
haber yorumlarında chp nin yanında
iyi parti başkanının da demeçlerini
dinledim.
Asıl gariplik burda ama ne diyelim
artık. Meral hanımın kimlere olan
ahdinden kaynaklı bu akite faveran
ettiği aşikar gibi duruyor. Sırf
siyaset yapacağım diye bu kadar
edilmenin anlamı ne onu anlamadım.
Ahitler ve akitlerin bir arada işlendiği
bu günlerde asıl aktin türk milletine
verilmiş olmasını unutanlara
hatırlatmak lazim bence. Hangi
akitle ve hangi ahitle ordasınız bi
dusunun bakalım.