ANNEYE ADANAN MUHTEŞEM ESER : TAC MAHAL

Övülmüş, övgüye lâyık tüm annelere !.. Tac Mahal, Babür hükümdarı Şah Cihan’ın, büyük bir sevgiyle bağlı olduğu, çok sevgiği, güzel, zeki ve yumuşak kalpli, dul ve öksüzlerin koruyucusu, Şah Cihan’ın onun ölümüyle büyük bir ıztırap yaşadığı, ölümüne sekiz gün durmadan ağladığı,ıztıraptan saçlarının bembeyaz olduğu, Kızıl Kale’ye (Agra Kalesi) hapsolduktan sonra, ömrünün son sekiz yılını, kaledeki penceresinden, sürekli her dakika, Tac Mahal’e bakarak geçirdiği, genç yaşta (38 yaşında) ölen eşi, Ercümend Bânû Begüm ( Mümtaz Mahal- Sarayın seçilmişi) anısına yaptırılmış, şaheser olan anneye adanan, dünyada bir eşi dahi bulunmayan her yıl 2.5 milyon insanın ziyaret ettiği, dünyanın yedi harikasından biri olan, gerçekten muhteşem bir şaheserdir. Tac Mahal her tarafı çok kıymetli taşlarla kakılarak zambak, lale, nevruz, gelincik çiçeği, gül ve çeşitli çiçekler yanında, dünya genelinde, endemik bir bitki olan ağlayan gelin çiçeğinin, dünya mimarlığındaki mimari süslemelerde ünik bir motif olan,mor renkte ağlayan gelin çiçeği motifi kullanılarak yapılan bu şaheser, şaheser olan anneye (kadına) duyulan,sonsuz ve muhteşem sevginin,aşkın, muhabbetin timsali her zaman anneye duyulan saygının imrenilen bir eseri, bu görkemli ve mükemmel bir mimariyle sembolize edilmiştir. Tac Mahal, 42 dönümlük cennet diye tasvir edilen bir dünya cennet bahçesinde bulunan bir alanı kaplayan, taşın bir anlama dönüştüğü, kırmızı kum taşından sekisi,sandukaları üzerinde bulunan bitkisel motifler arasındaki ağlayan gelin motifi, bitkisel motifler, renkli taş kakma tekniği kullanımı sayesinde de canlı renkler ile kendini gerçekçi bir biçimde ortaya koyan, beyaz mermer üzerine yüksek kabartma ile yer yer renkli taş kakmalarla oluşturulan yoğun bitkisel bezemeler yanında, yine renkli taş kakma tekniği ile oluşturulmuş geometrik ve hat süslemeleri bulunan, ince mavi damarlı,desenli beyaz mermerden yapılan, Kur’ân ayetlerinin siyah mermere ustaca kakıldığı, kaligrafi ve çiçekli kakmalarla süslenen, 20. bin işçinin ve 1000 filin çalıştırıldığı, bugünkü parayla, 2 milyar dolara mal olan, beyaz mermerden dört minaresi bulunan, 20 yılda tamamlanan, 33 metre yüksekliğindeki taç kapılarıyla, yerden 75 metre yüksekliğinde olan anıt kubbesiyle, yüzbinlerce akik, sedef ve firuze gömülü olan duvarlarında, ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 80 adet çok iri inciyle bezetilen, kubbe üzerinde altın bir alemi bulunan, göz kamaştırıcı ve büyüleyici, insanda hayranlık uyandıran mistik bir yapıdır. Tac Mahal, en değerli varlık olan anneye (kadına) adanan, dünyanın çok muhteşem bir eseridir. Bir eş adına yapılan anıttan daha fazlası olan Tac Mahal, Şah Cihan’ın ölen ruh eşine olan daimi aşkının ilanıdır. İşte anne budur. İşte annenin değeri budur. İşte anne her zaman, mimari bir yapıda bu şekilde işlenerek nakşedilir. İşte anne, bütün güzelliğini insanların ruhuna aksettirerek bunun sabırla taşa işlenmesini sağlayıp insanları kendisine hayran bırakarak kendisini ebedileştirir. Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerim’de,176 ayetten oluşan, Nisa Suresi’ni indirerek kadının, annenin ne kadar değerli olduğunu bildirmiştir. Kur’ân’da bir erkek suresi yoktur. Nisa Suresi, içerisinde,anneye, kadına dair bilinmesi gereken önemli konulardan bahsetmektedir. İslam’da kadının yeri, hakları ve eşlerin birbirine karşı yükümlülükleri dile getirilmiştir. Kadına, aileye ve eşlerin birbirine olan hakları ve yükümlülüklerini anlatması bakımından, oldukça önemli olan Nisa Suresi,, aile saadeti bakımından da mutlaka anlamının herkes tarafından bilinmesi ve defalarca anlayarak okunup amel edilmesi gereken İslâm’da geniş yer bulan bir suredir. Anne o kadar övgüye lâyık bir insandır ki Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) “ Cennet anaların ayakları altındadır. ” buyurmuşlardır. Atalarımız da “ Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.” demişlerdir. Madem anne bu kadar kıymetli ve değerlidir, tüm insanlar, anneye gereken kıymeti ve değeri verip onlara “öf ” bile dedirtmemelidirler. Anneyi başlarında, kıymetli taşlarla süslenmiş bir taç gibi her zaman gururla taşımalıdırlar. Bu değerli anneleri, kadınları döven, söven ve öldürenlere hiç merhamet edilmemelidir. Anneye, kadına şiddette bulunan sadistlere, müsamaha gösterilmemeli ve fırsat verilmemelidir. En ağır bir şekilde cezalandırılmalıdırlar. Hatta anneyi, kadını öldürenler, tez elden kanun çıkarılarak kısa sürede cezaları verilip her şehrin en işlek yerinde asılarak idam edilmelidirler. Tüm annelerimizin “ 8 Mart Anneler Günü ”nü kutluyor, ölen tüm annelerimize rahmet diliyor, Hz. Fatma annemize komşu ve mekanlarının Cennet-ül Firdevs olmasını, yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Hayatta olan tüm annelerimize sağlık, sıhhat, afiyet ve uzun ömürler diliyor, o mübarek ellerinden öpüyorum. “Ana başa tac imiş her derde ilaç imiş / Bir evlat pîr olsa da anaya muhtaç imiş. “ Selam ve saygılarımla…