BİLMEK/BİLMEMEK

Bilgi derinleştikçe bilgisizlikte o derece
derinleşir. Ve her zaman bilgisizlik
beşer için bilginin temelini oluşturur.
Bilmek bilgidir ama bilmemekte bir bilgidir.
Bilmek tasarısı bilgisizliğin tamamlanmamışlığıdır.
İnsan bilmek kadar bilmemeye de programlı
ve vakıftır. Bu yüzden bilme arzusu, bilmediğini
bilmenin bir bilgi oluşudur çoğu zaman. Ve bilme
eylemi insanda olduğu
için şeylerin bilgisi elde
edilebilir. O halde her
beşerde bilinmeyenin
bilgisi vardır. Bu bilgi
gerçeklikle dünyada bilinilerek
asla ulaşır.
Bilgi cahilliktir bilmemek
kadar ve cahil
olduğunun farkında
olunuşudur. Bilginin
doğası gereği bilgi gelişebilir,
değişebilir ve
yokta olabilir, var olduğu
kadar. Bu yüzden
bilmek bilinmezliği,
bilinmemeyi bağrında /içinde barındırır. Bu da
onun sınırına vakıf olunamamayı hakim kıldığı
için her bilgi cahilliğin o derece basamağıdır.
Dahası bilmemekte öyledir.
Kainatta en ufak bir bilgiye dair veriler değiştiğinde
insan bilme eyleminde tekrar başa döner
ve o zaman bilginin cahilliğinin esasını fark eder.
Bu nedenle sabitlik şeylerin dünyasında hiçbir
şeyde yoktur ve şeyler aleminde sabit olma bile
sabitsizliğin üzerine kurulur.
Tıpkı yokluğun üzerine varlığın inşa olması
gibi. O halde yokluk esastır ve o da varlığın
çekirdeğidir. Bu nedenle bilgide yokluk üzerine
inşa olmuştur. Dahası her şey yokluk üzerine
inşa olmuş bir gerçekliktir.
O halde esas bilgi yokluğun bilgisidir. Yokluk
genişledikçe varlık belirmeye başlar. Böylece
bilginin derinleşmesi mümkün ve olanaklı olur.
bilgisizlik bilmenin yokluğudur. Bilgisizlik derinleştikçe
bilme eylemi artar ve bilme bilgisizlik
üzerine inşa olur.