Bir garip işler

Ülkenin durumu hiç iyi değil.
Lüks çıtamızı yükselttiğimizden
beri bir türkü doymayan karnımız
ve doymayan egolarımızın bir etkisi
yok tabiki. Mesleği olmayanın
gelir ve getiri seviyesi düşük olanın
bile elinde ipone telefonlar
havada uçururken hala devlete
küfreden bir tarafımız var. Bu gün
istanbuldayım. Önceki gelişime
rağmen bakımsız olsada çöp dağları
gaz kuyruğu yok. Eski yaşam
düzeneginden yokluk ve yoksulluktan
eser yok. Hayal ettiğimiz
gibi avrupai bir yaşam tarzımız
hatta onlardan daha müreffeh bir
yaşam tarzımız var şükür. Ama
doymayan alışmışlık çıtasını indirmeyen
birde yapımız var. Dünyada
her devletin ve her kesimin
garipçe örselendiği garipçe fakirleştiği
garipçe battığı bir zamanda
herkes zengin olamamaktan şikayet
ediyor nedense. Bir tarafta
gerçekten batan iflasa sürüklenen
intiharın eşiğine gelen küçük
esnaf sessizliğe gömülmüş himmet
beklerken diğer tarafta arpası
kesilmiş at gibi kişneyenler var garipçe.
Ülkenin battığını insanların
iç savaşa sürüklendiğini ağızları
köpürerek bağrışanlar var garipçe.
Garip ama en fazla gündemde
onlar var. Terörle yada dış mihraklarla
temaslı yaşam tarzlarına
harcamalarına bakarsak hiçte
acından ölenler gibi durmuyorlar.
Aksine ziraat boğası gibi sarkık
bukakları kalın enseleri var malesef.
İşin başka garip tarafı bunların
hepsi devlet hazinesinden tırtıklayan
maaş alan tipler. Açız diye
pankart açanların pankartlarını
göbeklerine koysan ayakta durur
pankart. Afrikadaki siyahi deriler
giydirilmiş iskeletlere bakınca açız
demekten insanın haya edesi geliyor
ama adamlar aç napacan.
Garip garip işler dönüyor benim
memleketimde. Güllük gülistanlık
değil elbette ama ben aç ve açıkta
görmüyorum kimseyi.