Duymadınız mı ?

Sünnetullah nedir? Yağmurun formülünü
görmediniz mi? Yağmurun yumuşak bir
inişyapışını, düşme ve dengeli hız formülünü
düşünmediniz mi?
Yağmurdaki ölçüyü ifade
eden âyetde: “ Gökten bir ölçüye
göre suyu indiren O'dur. Biz
onunla (kupkuru), ölü memlekete
hayat veririz. İşte siz de böylece
(mezarlarınızdan) çıkarılacaksınız.”
Zuhruf -11.
Bu ayet-i kerime,atmosfer
fiziği açısından fevkalade önemlidir.
Allah (C.C, yağmurun yağışını,
ölünün dirilmesi kadar,
önemli bir fizik olayı saymaktadır.
“ Nasıl gökten ölçülü su indirdirsem,
siz de topraktan böyle çıkarılacaksınız”
buyuruyor.
Kur’ ân,yağmuru tanımlarken
onu, gökten çok ölçülü bir su inişi olarak
tarif etmiş, ölçü kelimesini de “ bikaderin”
şeklinde kullanmıştır. Kur'ân'ı Kerîm’ de kader
kelimesi, kâinatın Allah tarafından düzene konulması,
ölçülü olması anlamında kullanılır.
Kader kelimesi, düzenli, hesaplı bir ölçünün
ifadesidir. Bir matematik program tanımıdır.”
Yağmur ölü beldeye hayat vermektedir” buyruğu,
sıradan bir söz değildir. Ondan nebatat
çıkar denmiyor ” ölü beldeye hayat verdik”
buyruluyor.
Bu mübarek ayet, aynı zamanda,
büyük ölçüde bilimsel mucizeleri dile getiren
sırlar taşıyor. Yağmur bir mucizedir. Bu yağmur
mucizesinin bilimsel yönlerini inceleyelim.
ABD’ li bilim insanı, Vincent J Schaefer, su
zerrelerinin saf ve çok küçük olmaları halinde,-
30 dereceye kadar donmadığını ortaya koydu.
Suyun 0 derecede donması için,kirli olması,
büyük kütlelerden teşekkül etmiş olması gerekir.
Bulutun, su buharı şeklinde doğan ve
hemen çok küçük su zerrecikleri haline geçen
özel bir yapısı vardır. Bu yüzden suyun genel
özelliklerine uymaz. Atmosferdeki bulutlar, -30
derecede bile donup düşmezler. Bulut küçük
su zerreciklerinin, tuz ya da kozmik tozlar etrafında
toplanmasından meydana gelmiştir.
Yağmurda temel, bu minik çekirdeklerdir.
Bunların menşei bilinmemektedir. Buharlaşma
esnasında, tuzlu suyun, zerrecikler halinde buharlaşmaya
katıldıkları bilinmektedir.
Bulutun, teşekkülü sırasında 1mm
küpde,1 milyar su zerreciği vardır. Bulutların
1cm küpünde 50-500 bulut damlacığı
vardır.Bu tanecikler, çok ince hesaplarla, yağmur
tanesi haline dönüşür.
1950 yılına kadar Bergeron Findeisen’
in teorisi, bulut damlacıklarını izah ediyordu.
Bu teoriye göre su damlacıkları önce
donma çekirdeği yapar, bunun etrafında yağmur
teşekkül eder.
Son yıllardaki çalışmalarda, bir bulut
damlacığının zamanla büyümesi,şartların oluşmasıyla
yürür. Bu damlacık çekirdekleşme halini,-
40 derecede bile donmadan, yavaş yavaş
kazanır. Çok karışık bir formülle yağmuru doğurur.
İşte Allah (C.C.), yağmuru bu formülle
yağdırmaktadır. Bu formül, ebedi ve ezeli bilgi
sahibi olan Rabbimizin ilmindedir.
Yağmurun oluşması ise; bu minik zerreler,
önce donma çekirdeği etrafında teşekkül
eder. Su zerreleri büyüyerek yere yaklaştıkça
yüzeyini artırır. Havanın kaldırma kuvvetinin
dengelenmesi ile,yumuşak bir iniş kazanır. Bu
dengeleşme İlâhî bir mucizedir. Zaman içinde
öyle ılımlı bir hız kazanır ki yere değdiği zaman
adeta paraşütle yumuşak bir iniş yapmışgibidir.
İşte bu bilimsel gerçeklerin ışığı altında,11.
ayetteki “ gökten bir takdir ölçüsüne göre suyu
indiren O’ dur” tasdik edilmiş olur. Bugünün
atmosfer fiziği de yağmurun teşekkül ve inişindeki
sırrı, bilimsel bir mucize olarak kabul etmiştir.
Ayetin ikinci cümlesindeki “ biz onunla
ölü bir beldeye hayat verdik” buyurur.Toprağın
altında gizli ve ölü bir belde vardır. Toprak
canlıdır ama canlılığı yağmurla harekete
geçer.Bir gram toprakta milyonlarca
bakteri vardır.Yağmur olmayınca
bunlar faaliyetlerini
yitirirler,adeta ölü bir genetik şifre
haline dönüşür, yağmur yağınca bu
mikroplar canlanır, azotla birlikte
bir üretime geçerler. Onların bu
faaliyeti binlerce canlıya hayat
verir. Toprak altındaki ölü şehir
adeta canlanır.Gübreler oluşur,akla
gelmeyen binlerce bitkilerin tohumları
can bulur, kökleriyle bu şehrin
altında adeta kanallar açarlar, böcekler,
karıncalar, yuvalarıyla toprağın
altını, bir koca şehir gibi işler.
İşte ölü bir belde böyle canlanır.
Yağmur canlılığı nasıl ihya eder? Canlının
temel kimya maddesi DNA molekülleridir.
Bu moleküllerde çeşitli atomlar vardır. Bunlar
içerisinde canlıya hayat sürekliliği sağlayan
Glisant Hidrojen denilen hayat köprüsüdür. Bi
hidrojen sık sık değişerek yeni bağlar kurar
canlılığı artırır. İşte bu hidrojen, yalnız suyun
iyonlara ayrılışı sırasında,ortaya çıkan hidrojenle
değiştirilir. Suyun hayat için,zorunlu
yönü budur. Susuz kalan bir canlının DNA’ sı
donup iskelet olsa bile, su gelince ayrılan iyonlar
hidrojen verdi mi canlı şifre harekete geçer.
İşte ölü beldenin hayat sırrı bulması, böylesine
derin biyolojik yasalarını dile getirmektedir.
Ayetin üçüncü cümlesindeki “ işte siz de
böyle çıkarılacaksınız” buyurarak insanlara
dönüp sizin hayat bulmanız da toprakta kalan
şifrelerinizin, ilâhî emirle faaliyete geçmesinden
ibarettir.
Yağmur nasıl ölü bir beldede bu genetik
şifreleri faaliyete geçiriyorsa Murad-ı İlâhî de
Sur ile birlikte “ dirilin, kalkın” emrini verince,
anında şifreler bir kompitür sisteminin hızı ile
işleyerek canlanacaktır, buyuruyor.
Yağmuru örnek vermesi de bir hidrojen
iyonunu göndererek yerin altında hayat veren
Allah (C.C.), irade edince elbette size de hayat
verecektir anlamındadır. Allah (C.C.), yarattıklarının
şifresini, toprağa serpip “ haydi olun”
dese, tüm insanlar saniyede yeniden
olurlar.İşte 11. ayette,akıl ve ilim sahiplerine
bu misali veriyor.
“ Tamamen ölmüş, canlılığını yitirmiş
toprağa bir damla yağmurla nasıl hayat verdimse
fizik, genetik kartlarınızdaki hidrojeni
hayata geçirmem benim için işten bile değildir”
buyurmaktadır. İşte bu “ Sünnetullah”
tır. Sözlük anlamı bir şeyi açıklığa kavuşturmak
maksadı ile bir yöntem ile anlatılmak manasına
gelen Arapça “ senn” kökünden yine
Arapça olan sünnet kelimesi türemiştir. Sünnet
kelimesinin, Allah kelimesi ile birleşmesi sonucu
oluşan “ Sünnetullah” kelimesi ise,
Allah tarafından konulan kanun ve nizamlar
anlamına gelir. Bu kelime ile Allah'ın sürekli
olarak yaratma (Rahman-29) ve yönetme durumunda
olduğu vurgulanmak istenmiştir.
Sünnetullah Ne Demek?
Allah (C.C.) tarafından kainata ve bu
kainata dair her türlü varlığa koyulan kanunlara
Kuran’ da verilen isme “ Sünnetullah”
denir. Yani “ Sünnetullah” yaradan tarafından
konulan ve asla değişmeyecek kurallar
bütünüdür.
Sorduğumda bana “ her bir yağmur tanesini
yeryüzüne bir melek indirmektedir”
diyen din adamı,görüldüğü gibi, yağmuru
melek falan indirmemektedir. Oku da öğren,
kendini yenile.
Fahrettini Razi, melek kelimesini, o yağmur
damlasında, aşağıya doğru inmeyi gerektiren
“ tabiî durum” manasına hamlettiklerini
söyler.
Selam ve
saygılarımla…

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • ejder tepesi 12 Haziran 2021 21:40

    değerli yazar kardeşim,bu yazı için muhteşem sözü az kalır.gerçekten çok muhteşem bir yazı yazmışsınız.bize yağmurun Allah'ın kudreti ile nasıl yağdığını ilmi olarak öğrettiniz.böyle güzel bir yazıyı ilk olarak okuyorum.Allah sizden razı olsun.sağ olun.