GÜNCEL Haber Girişi : 21 Haziran 2022 08:53

İSLAM DÜŞMANLIĞINI TUVALE YANSITTI

Artvin Çoruh Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Kemal Sağlam, dünya genelinde yaşanan İslamofobiyi tuvale yansıtarak kitaplaştırdı. Artvin Çoruh Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Kemal Sağlam, insanlık tarihi boyunca birtakım maddi güçleri ellerine geçiren kesimlerle dinî kesimler arasında şiddetli mücadeleler yaşandığını belirterek, “Bu durum şimdi de yaşanmaktadır. Yahudilik ve Hristiyanlık bu mücadelelerin sonucunda büyük deformasyona uğrayarak, muktedirlerin kendilerinden istedikleri şekle kısa sürede dönüşerek sahiciliklerini büyük oranda yitirmişlerdir; yani bu iki din de zulme rıza gösteren, ekonomik ve sosyal eşitlikleri umursamayan, her şartta güçlünün yanında yer alan ve bir nitelik kaybına uğrayarak büyük servet sahiplerinin birer enstrümanı hâline gelmiştir. Aynı dönüştürme çabaları İslam dini üzerine de uygulanmasına rağmen Kur’an tahrif edilememiştir. Kur’an tahrif edilememiştir; ama Müslüman toplulukların çoğunun itikadı batıl mezhepler dolayısıyla büyük hasar almıştır.” dedi.

“İSLAM, MEVCUT SİSTEMİ KORKUTUYOR”

İslam’ın mevcut dünya sistemini korkutmakta olduğunu vurgulayan Dr. Sağlam, “Birtakım terör olayları bahane edilerek mevcut düzeni olumsuz anlamda bozan etken olarak İslam gösterilmeye çalışılmaktadır. En korkuncu da Türk hayat tarzında bozulmadan kalan ehl-i sünnet inancının hedef gösterilmesidir. Dünya sisteminin bu korkusunda haklı olduğunu söylemek, İslam ile şereflendiği günden itibaren İslam’ın kılıcı olma payesine layık olarak bu işi hakkıyla yerine getiren Türk milletine mensup olan bizler için iftihar vesilesi bir durumdur. Zulmetmekten vazgeçmeyen kâfir elbette ki Türklerden korkmalıdır. İslam’ın kılıcı Türk, Türk’ün kılıcı ise hem savaş meydanlarında Alparslanların şehadet için ellerinde tuttuğu kılıç hem de gönül sayfalarında Ahmed Yesevî ve Yûnus Emre’nin yazdığı kalem olmuştur. Ahmed Yesevî ve Yûnus Emre hikmetli sözleriyle Türk İslam sanatının güzelliğini ve ince işçiliğini tüm Anadolu’nun gönlüne nakşetmiştir. Sanat, özü itibariyle “güzeli aramak” olduğundan Batı’da da çoğu sanatçıyı zulmün karşısında konumlandırmıştır. Batılı çoğu şair, ressam, heykeltıraş ve müzisyen ortaya koydukları eserlerle -Türk İslam sanatındaki bilinçle olmasa da- mazlumun yanında yer almış ve eserleriyle muktedir olan zalimleri eleştirmişlerdir.” diye konuştu.

“SEVEREK OKUNACAĞINI ÜMİT EDİYORUM”

İslam Düşmanlığına Karşı Sanat kitabıyla bahse konu bu kötü sistemin karşısında yer alan Batılı sanatçıların dik duruşlarına dikkat çektiğini belirten Dr. Sağlam, “Kitapta hem batılı sanatçıların eserlerinden örnekler vererek ve bu eserleri çözümleyerek hem de kendi yaptığım resimleri ve kolajları sergileyip açıklayarak İslam düşmanlığına karşı bir duyarlılık, bir bilinç oluşturmaya çalıştım. İslam düşmanlığına karşı ortaya koyduğumuz sanatla; kendilerini görkemli ve şatafatlı metropollerde huzurlu hisseden herkesi, bayındır şehir görüntülerinin içlerine yerleştirdiği mazlumların kesik el ve kopuk bacaklarıyla rahatsız etmeyi, insanlarda bu anlamda farkındalık oluşturmayı hedefledik. Okuyucunun, klasik terminoloji ve resim anlayışının dışına taşan bu kitabı hakkını vererek ve severek okuyacağını ümit ediyorum.” diye konuştu. Dr. Sağlam, İslam Düşmanlığına Karşı Sanat isimli kitabıyla ilgili şunları söyledi:

TERÖR OLAYLARINA DA VURGU YAPTI

“Sanat, var olduğu ilk günden beri insanlığın duygularını ve düşüncelerini ifade etme aracı olmuş, modern çağa gelindiğinde de bu ifade etme aracına büyük savaşların getirdiği acılar ve felaketler eklenip bir kurtuluş çabasının adına dönüşmüştür. Bu kurtuluş çabasını en iyi şekilde başarıya ulaştırmak için kazanımdan uzak, gerçeklere dayalı, detaylı akademik bir bilgiyi ve gözlemi en uygun ifade biçimi ile sanata dönüştürmek gerekir. Nitekim yaşadığımız bu çağda da dünyayı daha güzel bir yer hâline getirme hilesiyle oluşturulan terörizm, insanlığı yine savaşlarda yaşanan vahşete ve şiddete maruz bırakmaktadır. Ne yazık ki oluşturulan bu terörizmde dinî inançlar hedef hâline getirilerek insanlığın belli bir kesimi, diğer bir kesimine düşman edilmektedir. Bu düşmanlaştırma, ta Birinci Dünya Savaşı öncesinden bu yana ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından sömürülen Afrika ve Asya kıtasında bulunan İslam inancına sahip ülkeler üzerinde devam ettirilmektedir. Öyle ki buralarda yaşayan Müslümanlar savaşlarla, ölümlerle, açlıklarla ve hastalıklarla mücadele ederken; yine buralara yerleşen Yahudi ve Hristiyanların ise savaştan uzak, sağlıklı ve bolluk içeri-sinde hayatlarını sürdürmekte olduğu görülmektedir. Ayrıca buralardaki Hristiyan ve Yahudi devletlerinin İslam ülkelerine karşı kullandığı silahların ve buralara yerleştirilen terörist grupların kullandığı silahların, ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından üretilip kendilerine hibe edilen silahlar olduğu da hemen hemen herkesçe bilinmektedir. Öldürenlerin Yahudiler ve Hristiyanlar olduğu, öldürülenlerin ise Müslümanlar olduğu açık bir gerçektir. Böylesine bir gerçeklik ile karşı karşıya kalan insanlık ‘İslam Düşmanlığı’ için yapılan büyük hilekârlığa da ortak olmaktadır. Bibliyografyada gösterilen hakikati içeren kaynaklar ve akademik araştırmalardan faydalanılarak oluşturulan ‘İslam Düşmanlığına Karşı Sanat’ adlı bu eserde; dünya metropollerinde gerçekleşen terör saldırılarındaki vahşet detaylıca incelenerek kaynağı irdelenip gerçeklere ulaşılmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu eserde bahsi geçen terör olayları intikam sebebi gösterilerek işgal edilen ya da darbe yaptırılan İslam ülkeleri ve bu ülkelerde yaşanılan büyük savaşlarda, milyonlarca insanın katledilmesine veya yurtlarından edilmesine sebep olan olaylar sanatsal bir ifade ile gün yüzüne çıkarılmaktadır. Sanatsal ifadeler; modern sanatın doğuşu olan Romantizm’in anlatım şekline, Vahşi anlamına gelen Fovizm teriminin nasıl doğduğuna, Ekspresyonizm’in ilham kaynağı Edvard Munch’un Çığlık Tablosu’nun öyküsüne, Ekspresyonist sanatçılarının renk kullanımındaki ifade gücünün anlamına, Pablo Picasso’nun Guernica eserindeki İnsan Uzuv Parçaları’nın ifade gücüne, Holokost’la doğan Yeni Vahşiler Grubu sanatçıları olan Anselm Kiefer, Jean-Michel Basquiat, Julian Schnabel’ın ifade biçim özelliklerine, Neo Dada sanatçısı Robert Rauschenberg’in Hayvan Cesedi kullanımına, Soyut Ekspresyonist Eylem Sanatçısı Jackson Pollock’un kan akıtmalarına, Arte Povera sanatçılarının farklı malzemelerle oluşturduğu metafor anlatımına, Spatializm’in espası delmesine, Joseph Beuys’un Performans Sanatı’ndan Organik Malzeme kullanımına ve daha birçok konuya detaylı bir şekilde açıklama getirilerek nasıl yapıldığı anlatılmaktadır. Hatta bu sanatsal ifade biçimlerine nasıl kavuşulduğu, sanatçı tarafından parçalanan heykellerin ve resim sanatının buluşturulmasıyla oluşturulan eserler de birebir izah edilmektedir.”