KÂFİRLERİN FAYDALI, GÜZEL İŞLERİ VE FARKLI AZAP

Z aman zaman “imanı olmayan veya imansız ölen kimselerin, yaptığı hizmetler, ahirette acaba boşa mı gidecektir veya cennette bir karşılığı olmayacak mı ?” gibi, sorular sorulur. Müslümanlığın temeli, Allah (C.C.)’ın birliğine ve Hz.Muhammed (S.A.V.)’in bildirdiği emirlerin ve yasakların hepsini Allah tarafından getirmiş olduğuna tamamen inanmaktır. Yani, emirleri yapmak ve yasak edilenleri yapmamak imanın şartı değil ise de yapmak ve yapmamak gerektiğine inanmak imanın şartıdır. Böyle imanı olmayana, yani Müslüman olmayana kâfir denir. Kâfirler, ne kadar iyi iş ve faydalı buluşlar yapsa da, ahirette azaptan kurtulamaz. Kur’ân-ı Kerim, yalnızca Müslümanlara değil, bütün insanlığa gelmiştir. İslamiyet kimsenin tekelinde değildir. Her kim olursa olsun, İslamın getirdiği emirlere ve nehiylere inanıp beğenip kabul ederse ona Müslüman, kabul etmeyip inkâr edene de kâfir denir. İnanıp bu imanla ölenler cennete, inanmayıp imansızlık üzerine ölenler de cehenneme gidecektir. Bu, kâinatın sahibi yüce Rabbimiz Allah (C.C.) Hazretlerinin takdiridir. Bu ilahi takdirin hilafına hareket etmek savunmak değiştirmek hiç kimsenin elinde değildir. Birilerinin istemesiyle kimse ne cennete ne de cehenneme giremez. Yine birilerinin istemesiyle de kimse ne nimete eriştirilir ne de azaba düşürülür. Yüce Rabbimiz ne buyurmuşsa ne emretmişse öyle olur. Kur’an-ı Kerim’de, birçok ayette, mealen şöyle buyurulur : “Kâfirlerin faydalı işleri fırtınalı bir günde, rüzgârın savurduğu küller gibidir. Ahirette o işlerin hiç faydası olmaz. (İbrahim -18)”. “Kâfirlerin iyi işleri engin çöllerde görünen seraba benzer. Susayan kimse onu uzaktan su sanır. Ama yanına varınca, umduğunu bulamaz. Kâfirler de kıyamette, dünyada yaptıkları iyilikleri serap gibi yapan, yani yok eden, Allah’ı bulur ve hesabını Ona verir. (Nur – 39)”. “Kâfirlerin ( iyi olarak) yaptığı bütün işler, kıyamette boşa gider. (Tevbe – 17) “. “İmansızın ameli boşa gider. ( Maide – 5) “. “Kâfirlere ahirette yalnız cehennem vardır. Emekleri boşa gider. ( Hud – 16)”. “Müslümanlıktan çıkıp kâfir olarak ölenlerin yaptıkları (iyi) işler dünya ve ahirette boşa gider. Cehennemde devamlı kalırlar. (Bakara – 217) “. “Kâfir olarak ölenin yapmış olduğu bütün iyi işleri yok olur. Dünya ve ahirette fayda vermez. (Maide -57)”. “Allah, şirki (küfrü, bozuk imanı) asla affetmez. Diğer bütün günahları ise, istediği kimselerden affeder. ( Nisa – 48)”. Cennete ancak iman eden Müslüman girer. Bir âyet-i kerimede şöyle buyurulur : “Erkek veya kadın, mümin olarak iyi işler yapan, ancak cennete girer. (Nisa – 124)”. İnsanlığa birçok hizmet veren, buluşlar, keşifler yapan kâfirlerin, iyi işleri, acaba dikkate alınır mı, yoksa tarih boyunca insanlara büyük zulümler yapan kâfirler ile aynı kefeye mi konur? Bu konuda büyük, birçok İslam ulemasına göre, aynı kefeye konmaz. Nasıl ki sekiz cennet, yedi cehennem vardır. Cennettekilerin, ihlâslarına ve amellerine göre dereceleri farklıdır. Peygamberlerle, şehitlerle sıradan bir Müslümanın derecesi aynı değildir. Cehennemdeki kâfirlerin durumu da böyledir. Firavun gibi ilâhlık davası güdüp yeni doğan masum çocukları kesen bir zalim ile kendisinden başka hiç kimseye zararı olmamış, topluma çeşitli hizmetler veren bir kâfirin durumu aynı değildir, aynı olamaz. Peygamberimiz (S.A.V.), kâfirlerin, dünyada yaptığı iyilikler, onları cehennemin ebedi azabından kurtarmayacağını, ama zalim kâfire göre, azabı daha az hissetmesine sebep olacağını buyurarak şu mealdeki âyeti okudular. “ Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun. (Mümin – 46 )”. Her tabakadaki kâfirlerin de azabı farklıdır. Aynı tabakada olan cömert bir kâfir ile zalim bir kâfirin azabı aynı değildir. Her kâfir, zulmünün derecesine göre farklı azap görür. Yerleri aynı olmasına rağmen azapları farklı olur. Zalim kâfir, diğer kâfirlere göre azabı daha şiddetli hisseder. (Feraid-ül-fevaid). Kâfirlerin azapları hafiflemez. Bazı ayetler şöyledir : “Kâfirler orada temelli kalırlar, azapları hafifletilmez ve geciktirilmez. (Al-i İmran – 88)”. “Kâfirler öldürülmez ki ölsünler, Cehennem azabı da hiç hafifletilmez. (Fatır – 36) “. “Onlar, Cehennemin bekçilerine ‘Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün, azabımızı hafifletsin’ derler. Halbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır. ( Mümin – 49,50)”. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, kâfirlerin dünyada yaptıkları iyilikler ve faydalı işleri azaplarını yok etmez, sadece azabı daha hafif olan cehennemin bir tabakasına girmelerine yardım eder. Bazı âlimler, “Kâfirlerin azabı hafifletilmez” âyetini açıklarken “Zaman bakımından hafifletilmez, sonsuz azap görür, ama iyilikleri yüzünden azabı hafifletilen olur” diyerek şu âyetleri bildirmişlerdir: “Kıyamet günü adalet ölçüsünü ortaya koyarız. Kimseye bir zulüm yapılmaz, (kötülüğün cezası adaletle verilir, hardal tanesi kadar iyilik eden karşılığına kavuşur. (Enbiya – 47)”. Allah (C.C.) Hazretleri, cehennem kapıcısına, cömert kâfir için “Bunu cömertliği derecesinde hafif yere koy ” buyurur. (Deylemi, Ebu-ş-Şeyh). Kâfirler, sonsuz cehennemde kalmakla beraber, içlerinde, azapları hafifleyenler olabilir. Daha önceki yüzyıllarda ve 18. yüzyıldan itibaren, dünyanın önde gelen büyük bilim adamları : Kopernik, Arşimet, Galile, Newton, Pastör, Kepler, Edison, Sokrates, Tales, Öklit ve daha niceleri, sözleri ile, yaptıkları bilimsel deney, gözlem ve çalışmalarında, Allah’ın varlığını tasdik etmişlerdir. Rabbimiz !.. İnsanlığa hizmet etmiş ve Allah’ın varlığını kabul etmiş bu büyük insanlara, rahmet, merhamet, mağfiret et. Âmin !.. Âmin !.. İnşâAllah!.. Kâinatta muazzam bir ‘bilinçli tasarım’ vardır. Bu da Allah’a aittir. Kâinatın sahibi ve maliki de şanı yüce ve büyük, Allah (C.C.) Hazretleridir. Güzel söz : “Doğa, Tanrı’nın yazdığı bir kitaptır.” Harvey Selam ve saygılarımla …