GÜNCEL Haber Girişi : 10 Mayıs 2022 13:50

KALiFiYE ELEMAN YETiŞTiRiLEMiYOR

HORASAN’DA tamircilik yaparak geçimini sağlayan İbrahim Özmen, üretim ve tamir sektörünün en büyük sıkıntısının kalifiya eleman yetiştirilememesi olduğunu söyledi. “Her şeyin modası geçer ama tamirin modası geçmez” diyen Özmen, meslek liselerinin yeniden yapılandırılması gerektiğini savunuyor.

Uzun yıllardan beri Erzurum’un Horasan ilçesinde beyaz eşya tamiri yapan esnaflardan İbrahim Özmen, “Her şeyin modası geçer ama tamirin modası geçmez” dedi. Mesleğini ilk günkü gibi severek yaptığını belirten İbrahim Özmen, “Dikkat gerektiren bir işle meşgulüz. Bazen basit hatalarla gelen eşyalar bazen de içinden çıkılmaz onarımlar gerektiriyor. Müşterilerimizi memnun etmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.” dedi. Gelişen teknolojiyle beraber artan ürün çeşitliliğinin tamirciliği bitirdiği düşünülüyorsa da durumun böyle olmadığını belirten İbrahim Usta, “Özellikle pandemi sonrası yaşanan çip krizi ve fiyat artışları gösteriyor ki tamirciliğin modası geçmez. Ekonomik anlamda daralma yaşayan vatandaşlar yeni bir ürün almaktansa elindeki mevcudu korumaya çalışıyor. Bunda da haklılar çünkü bazen binlerce lira harcamak gerekirken basit bir müdahale ile makineler eski haline dönebiliyor. Tabi durum her zaman bu kadar basit olmuyor. Yine de insanlarımız yeni bir eşya almadan önce bizim kapımızı çalıyor.” dedi.

ÖZMEN: MESLEK LİSELERİ PRATİĞİ OLAN ELEMAN YETİŞTİRMELİ

Tamirciliğin farklı iş kollarında ekmek yedirmeye devam ettiğini belirten Özmen, buna rağmen meslek liselerinde verilen eğitimin kalifiye eleman yetiştirilmesine yeterli olmadığını da vurguladı. Meslek liselerinde teorik olarak verilen bilgilerin uygulama ortamına geçirilmediği sürece tamir sektörünün eleman sıkıntısı yaşayacağını belirten İbrahim Özmen, “Biz bugün beyaz eşya tamiriyle uğraşıyoruz ancak çırak kültürümüz öldüğü için yeni birilerini yetiştiremiyoruz. Benzer durum oto tamircileri, makine tamircileri vb. gibi iş kollarında da yaşanıyor. Madem çırak kültürümüz erozyona uğradı, madem yeni eleman yetiştirmede sıkıntı yaşıyoruz buna okul ortamında bir çözüm üretmek gerekiyor. Bu iş sadece üniversite sayısını artırmakla olmuyor. Üniversiteyi bitiren genç arkadaş meslek sahibi olmadığı gibi masa başı bir lokum bekliyor. Haliyle işsiz sayımız çığ gibi artmaya devam ediyor. Meslek liselerinde pratik yapabilen elemanlar yetiştirebilirsek bu hem kalifiye eleman ihtiyacımızı karşılar hem de üretim sektörüne can suyu olur. Sadece bizim gibi küçük tamirci dükkanları değil, marangozlar, oto tamirciler, berberler, fırıncılar gibi birçok sektör de aynı problemi yaşıyor. Tamiratın modası geçmez çünkü yeni olan her zaman daha pahalıdır. Mevcut ekonomik koşullarda kimse bozuldu diye ürününü çöpe atmaz.” diye konuştu.

İBRAHİM USTADAN UYARI: TAMİRCİ DEYİP GEÇME

İnsanların tamirci kelimesine küçük gözle bakmasına anlam veremediğini de belirten Özmen, “Tamirci deyip geçme arkadaş çünkü herkes tamir yapamaz. Tamirci olabilecek kişi de bazı özellikler olması lazım. Yoldan geçeni getirip de tamirci yapamazsın. Bu her sektör için geçerlidir. Mesela bizim alanımız özelinde konuşacak olursak bir insanın tamirci olabilmesi için iş makinelerinin bakımını yapmak üzere parçaları sökebilmesi, temizleyip yağlaması ve yerine monte edebilmesi gerekir. Yine iş makinesinde meydana gelen arızanın nedenini ve yerini belirlemek için aracın kontrolünü yaparak arızalı parçayı tespit edebilmesi, arızalı parçayı tümüyle ya da kısmen sökebilmesi, parçaları onarıp veya onarılmayacak olanları yenisiyle değiştirebilmesi gerekir. Tamirci parçaları yerine monte eder, ayarlarını yapar ve cıvata artırmaz. Biliyorsunuz yeni başlayan veya evinde kolları sıvayan herkes makine içinden fazla cıvata veya fazla parça çıkarmayı başarır. Bunları eksiksiz monte edebilmek bile belirli bir dikkat ve birikim ister. ‘Tamirci’ isimlendirmesiyle basite indirgenen arkadaş basınç ve verim testlerini yaparak çalışıp çalışmadığını kontrol edebilmelidir. Bu başlı başına bir tecrübe ister. Özetle her kolundan tuttuğun tamirci olamaz. Şekilleri doğru biçimde algılayabilen, makine parçaları arasındaki ilişkiyi görebilen, ellerini ve parmaklarını ustalıkla kullanabilen, el-göz eşgüdümüne sahip, aletlerle ve malzemelerle çalışmaktan hoşlanan, yönergeyi izleyebilen dikkatli kimseler tamirci olarak başarı sağlayabilirler. Bu saydıklarım onarım ve üretim iş kollarının geneli için geçerlidir. Bu nedenle meslek liselerimizin yapısı ve eğitim modeli ciddi anlamda yeniden gözden geçirilerek tüm sektörler için ciddi anlamda pratiği olan, üretim ve onarım sektörüne katkı sağlayabilecek elemanlar yetiştirmesi sağlanmalıdır.” diye konuştu.