Oruç aç kalmak değildir

Yaklaşan ramazan ayı bize rutinin
dışında bir takım hasletleri hatırlatmakta
yardımcı olacak inşallah. Hayatımızı
normal seyrinde
sürdürürken neyi ne zaman unuttuğumuzu
neyi ne zaman hatırladığımıza
bağlı olarak hafızamız saklar.
Deruni olmaya gerek yok tabiki.
Içinde melekeleri olan her insan
bunu anımsar ve hatırlar. Bizim bu
konuda diğer ınsanlardan farkımız
şudur. İslam bize öyle bir ruh lezzeti
vermiştir ki bunu iman terazisinde
tartarak islam sofrasına çekince yediğimiz
yada yemedigimiz her şeyin
damak tadı başka olur. Oruç çok
farklı akılla tespiti çok mümkün olmasada
akılla izahı son derece
basit, bedenin ve ruhun yemeden
doyduğu bir tespittir. Biz bundan aldığımız
keyfi bundan aldığımız tadı
başka çok az şeyden alabiliriz. İman
sahibi olmayanın anlamakta zorlanacağı
yemeden doymanın bağırmadan
duymanın dokunmadan
hissetmenin adıdır ramazan. Diyalogların
ofke nöbetlerinin sabırsızlıkların
kızağa çekildiği zaman
dilimidir aslında. Birligin paylaşmanın
koparıp verebilmenin vaz geçmenin
teslim olmanın adıdır
aslında. Kollektif yaşam düzleminden
bireyselliğe komşuluk duygularının
egoistliğe dönüştüğü,
bananeciliğin tavan yaptığı bir zamandan
munis bir hava atmosferine
geçtiğimiz zaman dilimine
ramazan diyoruz. Ismiyle bile ruhları
şad eden, garibin yetimin yoksulun
başlarının sıvandığı içlerine
huzuru çektikleri kisa zaman dilimidir
ramazan. Her zaman ve her an
kapımızda nöbet tutan rahmetin
merhametin bağışlanmanın ve affın
tüm müslümanlara sınırsız ikramı
bize özgü bir durumdur. Açılan gök
kapılarından tecelligaha nazar şansımızın
olduğu bu kısa zaman dilimini
heba etmemek adına gelen
rahmete ikram edilen merhamete
sonsuz hamd ediyoruz. Oruç aç kalmak
değil aç kalanı anlamaktır